DOLAR 8,3133
EURO 9,7505
ALTIN 498,274
BIST 1126,99
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 19°C
Gök Gürültülü
#gazeteciliksucdeğildir
#gazeteciliksucdeğildir

İzmir Tabip Odası Başkanı Lütfi Çamlı:”Bakan Koca’nın açıklamaları inandırıcı değil

İzmir Tabip Odası Başkanı Lütfi Çamlı:”Bakan Koca’nın açıklamaları inandırıcı değil
#gazeteciliksucdeğildir
23.09.2020
11
A+
A-

Can Radyo’da Birol Soylu İle 10. Köy Programının Konuğu İzmir Tabip Odası Başkanı Lütfi Çamlı oldu. Çamlı, “Türk Tabipler Birliği kapatılsın” söylemlerine cevap verirken pandemi sürecini değerlendirdi.

Normalleşme süreci bilimsel verilerin ışığında alınmış bir karar olmaktan öte daha çok ekonomik kaygılarla alınmış karar


Pandemi sürecini değerlendiren Çamlı:“Mart ayından itibaren tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de bu pandemiyi hissetmeye başladık. Pandeminin ilk dalgası Nisan ayında pik yaptı. Burada yaklaşık vaka sayısı günde 4 bin 500’leri aştı. Bu süreçte alınan birtakım kısıtlamalar, tedbirler sonrasında yavaş yavaş vakalarda bir azalma görüldü. Ancak 1 Haziran’dan sonra pandemi daha tam anlamıyla kontrol altına alınmamışken normalleşme süreci başladı. Bu süreç bilimsel verilerin ışığında alınmış bir karar olmaktan öte daha çok ekonomik kaygılarla alınmış karar. Bütün ülkede kademesiz bir şekilde tedbirler gevşetildi. Bu durum bir rehavete sebep oldu. Vatandaş da bunun geçtiğini düşündü. Türk Tabipler Birliği böyle bir gevşemenin vaka sayılarının arttıracağını defalarca dile getirdi. Ancak bu dikkate alınmadı. AVM’lerin, kafelerin, düğün salonlarının açılmasıyla bununla birlikte Ayasofya’da toplanmasıyla vaka sayılarında artış yaşandı. Özellikle Kurban Bayramı’nda yeni tedbir ve önlemlerin alınması gerektiğini dile getirdik. Kurban Bayramı’nı takiben ciddi vaka artışları başladı. Şöyle bir örnek verebilirim: İzmir’de bir ay öncesine göre  yaklaşık yüzde 50’ye varan – Cuma günü Bakan’ımız bunu yüzde 42 diye açıkladı- bir vaka artışı gerçekleşti. Vaka artışları böyle  giderken sağlık çalışanları yoruldu, yatak sayısı yetersiz kaldı. İzmir’de de belli bir doluluk seviyesine ulaşıldı. Buradan ileriye dönül bir projeksiyon yapacak olursak; önümüz kış, kış aylarında bu tür enfeksiyonlar artar. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde vaka sayılarında artış görülmesi söz konusu.”


Covid-19’da açıklanan veriler doğru mu?

Çamlı:”Öncelikle Dünya Sağlık Örgütü pandemiyle mücadelede sürecin şeffaf yönetilmesiyle başarılı olabileceğini söylüyor. Gerek Türk Tabipler Birliği gerek İzmir Tabip Odası resmi makamlardan bu verileri defalarca istedi. Kaç test yapılıyor, kaçı hastaneye yatırılıyor, kaç sağlık çalışanı hasta, kaçı ağır bununla ilgi sürekli talepte bulunmakta. Bu taleplerimizi defalarca iletmemize karşın bir karşılık bulmadı.
Her gün İzmir’de 450-600 arası pozitif test görüyoruz. Sadece İzmir’de bu kadar vaka varken Bakan Koca’nın bin 500 vaka açıklaması inandırıcı değil. Sadece İzmir’de bu kadar vaka varken tüm Ege bölgesinde 70 vaka deniyor. 

Covid-19’un hastalarının yüzde 14’ünü sağlık çalışanları oluşturduğunu dile getiren Çamlı:“Bizim ısrarlı talebimiz bu testlerin yüksek riskli grup dediğimiz gruplara -bunların başında sağlık çalşanları geliyor- düzenli test yapılmalı. Sağlık çalışanlarının Covid-19 olma ihtimali normal bir vatandaşa güre 10 kat daha fazla. Covid-19’un hastalarının yüzde 14’ünü sağlık çalışanları oluşturuyor. Bu kadar yüksek riskli bir gruba siz düzenli test yapmıyorsunuz. Ya da yakın temaslı çalışan kişilere, vatandaşlarla yoğun temaslı çalışanlara düzenli test yapılması gerekli. “dedi.


Bilim Kurulu’nun sonradan danışma kuruluna dönüştüğünü söyleyen Çamlı:“Bilim Kurulu’nda Tabipler Birliği’nden kimse yok. Bilim Kurulu toplanıp birtakım görüşler açıklıyor. Bilim Kurulu’nun kararlarına ne kadar uyuluyor bilemiyorum. Bilim Kurulu’nun karalarına uyulmadığına dair duyumları alıyorum. Kararların sosyal ve ekonomik bazı değerler üzerinden alındığını ve bir başka otorite tarafından alındığı düşünüyorum Yerel yönetimlerle oluşturulan kriz masaları var. Tabip odaları bu sürece nasıl katkı koyabileceği konusunda çalışmalar yapıyor. Bilim Kurulu’nda İl Hıfzısıhha var. Ancak İl Hıfzısıhha Kurumu İçişleri Bakanlığı’nın  genelgelerinin İl Hıfzısıhha’nın kararlarına dönüştürülmesiyle çalışan bir kuruma dönüştü. Bir toplanma, sürecin tartışılması ve müzakere edilmesi gibi bir süreç olmamıştır. İzmir Tabipler Birliği de bu duruma karşı çıkmıştır. İzmir Tabipler Odası çalışma grubumuz var. Bu süreçte neler yapabiliriz bu sürece nasıl katkı koyabiliriz? Bunların çalışmasını yapıyoruz.

 Belli bir tedbir önerisinde bulunabilmek için için elinizde verilerin olması gerekli. Bu verileri değerlendirip, analiz edip bunun ışığında önlemler alınmalı. Sadece günlük, kısa süreli değerlendirmelerle birtakım kararlar almanın anlamı yok.   Pandemi kısa vadede geçecek bir durum gibi gözükmüyor. Dolayısıyla uzun süreli, pandemiyi bir bütün olarak ele alıp stratejik bir plan yapılması gerekiyor.

Pandemi damlacık enfeksiyonu ile bulaşan bir hastalık olduğuna göre kişilerle olan teması azaltabilmek önemli. O yüzden toplumsal hareketliliği azaltabilmek bu konuda önemli. Toplumsal hareketliliğin azaltılması ele alınmalı ve bu temelde hareket edilmeli. Çalışma hayatı devam ediyor. Esnek çalışma saatleri uygulanmalı. Toplu taşımadaki yük azaltılabilir.

Bunların yanında test sayısı çok önemli. Ne kadar çok test yaparsanız toplumda pozitif kişileri tespit edip  toplumdan izole edebilirsiniz. Şu an Covid-19 hastalarının dörtte üçü herhangi bir semptom göstermiyor. Hasta olduğunun farkında değiller. Bu kişiler hastalığın yayılmasında önemli bir etken. Test sayısını arttırıp bunların izole edilmesi gerekli. Evdeki izolasyon pek sağlıklı olmuyor. Bunu medyadan görüyoruz.  Pozitif vakayı eve yollayıp takibini yapamıyorsanız çok da faydalı değil. Mesela, Umre’den gelenleri 14 gün yurtta izole ettiler. Bu doğru bir yaklaşım.”diye konuştu.


Sağlık bir hak olmaktan çıkıp bir ticari meta haline getirildi

Sağlıkta şiddetin nedenini  neo liberal politikalar olduğunu vurgulayan Çamlı:“Bu soruya sağlıklı cevap verebilmek için sağlık çalışanlarına şiddetin nedenine bakmak lazım.  Türk Tabipler Birliği ve İzmir Tabipler Odası sağlıkta şiddetin nedenini  neo liberal politikalar olduğunu iddia ediyor. Sağlık bir hak olmaktan çıkıp bir ticari meta haline getirildi. İnsan odaklı bir halden çıkıp ticarethaneye dönüştü. Böyle olunca hekimler birer tüccar hastalar da müşteri konuma geldi. Hastada yüksek bir beklenti oluştu. Hal böyle olunca vatandaş istediği anda istediği dakikada muayene olup testlerinin çıkmasını hatta aynı gün ameliyat olmayı bekliyor. Beklentisi yüksek hasta ile böyle bir beklentiyi karşılayamayan bir sağlık çalışanı var. Bir sağlık çalışanından günde 70-80 hasta bakması bekleniyor. Kışkırtılmış bir sağlık sistemi şiddetin ana nedeni. Hastanın beklentisin karşılayamadığı sürece bu şiddet devam edecektir. Sadece yasalarla bu şiddeti önlemeye çalışmak doğru değil.” dedi.

“Türk Tabipler Birliği kapatılsın” söylemlerine cevap veren Çamlı:” Türk Tabipler Birliği yasayla kurulmuş bir kamu kurumudur. Toplum sağlığı ve sağlık çalışanlarının hakları konusu Türk Tabipler Birliği’nin ve tabip odalarının  görevleri arasındadır. Türk Tabipler Birliği’nin tüm açıklamaları ve önerileri bu zemin üzerine kurulmuştur. Ülkeyi yönetenlerin uygulamaları ile Türk Tabipler Birliği’nin açıklamaları aynı olmayabilir. Halkın sağlığı göz önüne alınmış bu açıklamalardan rahatsız olunmamalı. Sonuçta Türk Tabipler Birliği bir kamu görevi yerine getiriyor. Söylendiği gibi burada birtakım suç unsurları varsa bu bir kurumun kapatılmasını gerektirmez. İlgili kişi hakkında suç duyurusunda bulunulur. Onurlu bir şekilde muhalefet yapan bir kurumu kapatırsanız bunun adı demokrasi olmaz.

Bu siyasi polemiklere çok fazla girmek istemiyorum. Bu pandemi gündeminin değiştirilmeye çalışılması ya da bu pandemi sürecinde yaşananların gözden kaçırılıp bir başka gündemin oluşturulmasını doğru bulmuyorum.  Toplum gözünde itibar kazanmış bir kurumun karalanmaya çalışılmasını doğru bulmuyorum.” ifadelerini kullandı.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.