DOLAR 8,2833
EURO 9,7376
ALTIN 499,27
BIST 1126,99
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 19°C
Gök Gürültülü
#gazeteciliksucdeğildir
#gazeteciliksucdeğildir

Türkiye’ye İzmir’den Bakmak ( mı )

Berna Can
"Gazetecilikte gerçek olmayan bir öğe bile olursa bütün hayatınızın üstüne gölge düşebilir." Gabriel García Márquez
03.09.2020
29
A+
A-

Bizim sözcüklerimiz gözümüzün arkasından geçiyor. Beş para etmiyor bu yüzden deliliğimiz; çünkü, herkes ağzıyla konuşuyor. Herkes ağzıyla deliriyor. Katıl diyorum sana, katıl o büyük ağızlı konuşmalara.”

Ece Temelkuran / İç Kitabı

Yayın hayatına başlayalı 2 ay oldu. Bu sürede sizlere güzel haberler verme gayreti içinde olduk. Sabah uyandık, haber müdürümüz “ aman kimsenin canı sıkılmasın, geçmeyelim bu haberi “ dedi. Akşam oturduk, kızdık tüm olan bitene “girelim şu haberi “ dedik. Sürekli bir kararlı kararsızlık yaşadık haber servislerinde. Zor muydu evet. Çünkü yalnızca yerel habercilik anlayışını benimsemiyorduk, ülkede olan her şey ilgilendiriyordu bizi. İzmir’den yayın yapmanın hem zorluğunu, hem de dayanılmaz hafifliğini hissederek üzerimizde. Fakat bu Ağustos ayında gördük ki İzmir deyip geçme. Neler olmadı ki İzmir’de?

Çoğu haber takibine genel yayın yönetmeni olarak bizzat kendim gittim. Çünkü eylemlerin sayısının artışı ne yalan söyleyeyim hoşuma gitti. Bizzat olmak, bulunmak istedim. 5 Ağustos’ta İzmirli kadınlarla bir güzel dayak yedik. Belediye meclis toplantılarında çıkan tartışmalara tanık olduk, görevden almalar, liyakatsiz atamalar, hak verenle hak yiyenleri gördük.

CHP 37. Kurultayından çıkan sonuçlardan taraf ya da bertaraf edilen belediye başkanlarını gördük. 90 Dakikama dokunma diyen gençlerin cesur pankartlarını gördük. CHP Gençlik Kolları Bakanlığı seçiminde dayak yiyen meslektaşlarımızı gördük. İşini hakkı ile yapan meslektaşımızın meclis üyeleri ile ilişkilendirilip, hakkı olanı aldığı için suçlanışını gördük.  Görmediğimiz ne kaldı?

Görmediğimiz; basın ilana alınmış olduğu halde ödemesi yapılmayan “ yemek yiyelim istersen seninle, çözelim” diyen adamları görmedik. Önemli bir kurumun başında olan kişinin işe alma vaadiyle genç bir kızı tacizlerini içeren mesajları görmedik, ihaleler sayfasında “parsel parsel “ satışa çıkarılan İzmir’in değerlerini görmedik.” Beni başarılı belediyelerden göster” diyerek araştırma şirketine senelik araştırma hakkını kullandığı halde ihalesiz anlaşma yapan belediye başkanlarınızı görmedik…”bu ödeme buna fazla” dediği için görevden alınan insanları da. Belediye şirketinden maaş almaması gerekirken ödeme alan, görev yeri yüksek CHP partilileri de.  Biz gördük ama size göstermeye kıyamadık aslında. Korkudan değil, inanamamanın yükünü taşıyın istemedik.

Bir evvelki yazı başlığımdı “üç maymun krallığı İzmir” bu kez de bağışlayın, biz oynadık bu oyunu. Ha rahatsızlığımız yok mu? Hiç olmaz mı? Fakat şuna güvendik ; “ gerçeklerin er ya da geç açığa çıkmak gibi kötü bir alışkanlığı vardır ”. Biz çizgimizi bel altı vuran yayın anlayışı çizgisi üzerinden değil, “ eline, beline, diline” anlayışından belirlemiş olduğumuzdan.

Sorun şu ki Türkiye’ye İzmir’den bakanlar memleketin şu haline hiç şaşırmamalılar. Ülkenin demokrasi ve değerlerine en çok sahip çıkan şehri böyle ise vay gele… Ben az söyledim, sizlerin çok anlayacağı umudu ile…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.